Baş ucu kitaplarım arasında Naim tarihinin ciltleri de vardır. Her yıl en az bir kere elime aldığım ve döne döne okuduğum bu tarih kadar öğretici ve eğlendirici metin az bulunur. Naima’nın hınzır dili, saraydan büyük bir saygı içinde söz ederken bile araya küçük ve muzip ifadeler sıkıştırıverir. Mesela bilmem hangi vezir için, “Padişah dünyada vücudunun lazım olmadığına karar verip paşayı katletti.” der. Demek ki Padişah, senin bu dünyada gerekli olduğuna inanacak. Yoksa hapı yuttuğunun resmidir: “Vücudu lazım değildir. Tiz bostancıbaşının kendine verile.” Naima kuru bir tarihçi de değildir. Döneminin duygularını, yaşama biçimini küçük eve tatlı hikayelerle aktarır. Bu hikayeleri okudukça o yıllardan bu yana ne kadar az şeyin değiştiğine şaşırıp dururum. Şöyle anlatıyor Naima: “Rayiç olan Osmanlı sikkesi Züyuf ve Darphane emini olanların dikkatsizliği yüzünden mağşuş olmakla, kuruş yüz yirmi beşe, altın iki yüz elliye çıkmıştı.” Yani piyasadaki Osmanlı parası zayıflamış, karışık ve hileli bir hal almış. “Padişahların diğer insanlardan imtiyazı ve üstünlüğü, hutbe ve para olduğundan yenilenmesi ve düzeltilmesi çok mühim olmakla, vezir-i azam Mustafa Paşa yeni akçe kestirip, Ramazan sonunda bayram aylığı yeni akçe ile verilip, kuruş seksene, altın yüz altmışa, Mısır parası iki akçeye indirildi. Eski akçe kullanmaktan kalktı. Ama gariptir ki, bu para yenileme işi, herkesçe meth olunurken, tarihi yazan itiraz şeklinde, bir kuruşa on bir okka et gelirken, sekiz okka gelir oldu ve buna kıyas edin. Halkın mal ve sermayesine noksanlık geldi.”

Bakın ne kadar az değişmiş. Biz de Sultan İbrahim gibi tahta cülus eden Tansu Çiller döneminde türk parasının züyuf ve mağşuş oluşunu konuşup duruyoruz. Ekrem Pakdemirli, “Artık sıfırları atmanın zamanı geldi.” diyor. “Türk parasına geçerlilik kazandırmalıyız.” O dönemde Darphane eminleri dikkatsizlikle suçlanıyor. Şimdi de Rüşdü Saracoğlu ve İlhan Kesici gibi “emin”ler, yeni başbakan için pek de emin olmadıkları gerekçesiyle istifaya zorlanıyor.

Naima’daki bir başka hikaye de eşkiyalıkla ilgili. 1Hafız Kör adlı şaki, kendi kurtulup meydana çıkmak sevdasıyla arkadaşlarının isim ve resimleriyle gizli oldukları yerleri defter edip vezir-i azama verdi. Ve yoldaşları el ele vermekle, sadrazama yakınlık hasılı ederim sandı. Vezir-i azam Mustafa Paşa defteri elinden alıp: “Hay, sen daha sağ mısın!” deyip cellada katlettirdi ve deftere olan arkadaşlarını hep birden yakalattırıp haklarından gelindi.”